Bazı saatler yalnızca zamanı gösterir. Bazıları ise bir karakterin hikâyesinin parçası haline gelir. Ryan Gosling’in yeni bilim kurgu filmi Project Hail Mary’de görülen TAG Heuer Connected Calibre E5 tam olarak bu ikinci kategoriye giriyor.
Bilim kurgu atmosferiyle şekillenen filmde Gosling, insanlığı kurtarmak için uzaya gönderilen bilim insanı Ryland Grace karakterini canlandırıyor. Hikâyenin önemli bir kısmı uzay gemisinde geçerken, karakterin en sürekli eşlikçilerinden biri de bileğindeki saat oluyor.
Film boyunca görülen saat ise TAG Heuer’in Connected Calibre E5 modeli. Titanyum kasası, OLED ekranı ve dikkat çekici kırmızı kauçuk kayışıyla bu model, uzay ortamının teknoloji ve veri odaklı dünyasıyla şaşırtıcı derecede uyumlu bir görüntü sunuyor.
Uzay Görevine Uygun Bir Saat
Connected Calibre E5, TAG Heuer’in geleneksel saatçilik kimliği ile dijital teknoloji arasında kurduğu modern köprülerden biri. Saatin hafif titanyum kasası dayanıklılık sağlarken, siyah DLC kaplama yüzeye teknik bir karakter kazandırıyor.
Mat siyah seramik bezel ise saatin genel görünümünü daha da modern hale getiriyor. Bu detaylar, uzay gemisi gibi yüksek teknoloji ortamlarında geçen bir film için neredeyse doğal bir aksesuar etkisi yaratıyor.
Kırmızı kauçuk kayış ise tasarımın en dikkat çekici unsuru. Uzayın soğuk ve metalik atmosferi içinde güçlü bir kontrast yaratan bu renk, saati hem görsel olarak öne çıkarıyor hem de sportif bir karakter kazandırıyor.
Ryan Gosling ve TAG Heuer İş Birliği
Ryan Gosling’in TAG Heuer ile ilişkisi birkaç yıl öncesine dayanıyor. Oyuncu 2021 yılında markanın global elçilerinden biri oldu ve o tarihten beri birçok kampanya ve projede markayla birlikte çalışıyor.
Bu iş birliği yalnızca reklam kampanyalarıyla sınırlı kalmadı. Gosling birçok film ve etkinlikte TAG Heuer saatleriyle görünmeye başladı. 2022 yılında The Gray Man filminde Carrera Three Hands modeliyle görülmüştü.
Bir yıl sonra ise markanın ikonik Carrera koleksiyonunun 60. yılı için hazırlanan kısa film projesinde yer aldı. Ancak saat meraklılarının en çok hatırladığı anlardan biri, Gosling’in Barbie filminde Ken karakterini canlandırırken aynı anda üç vintage altın Carrera modeli takması oldu.
Bu tercih yalnızca bir stil kararı değildi. Oyuncu Ken karakterinin gösterişli stilini vurgulamak için bu saatleri doğrudan TAG Heuer arşivinden kendisi seçmişti.
Kırmızı Halıda Başka Bir TAG Heuer
Gosling’in TAG Heuer koleksiyonu yalnızca film sahneleriyle sınırlı değil. Oyuncu Project Hail Mary filminin Londra galasında da markanın yeni modellerinden biriyle görüntülendi.

Bu kez bileğinde Carrera Chronograph Seafarer vardı. LVMH Watch Week kapsamında tanıtılan model, vintage Heuer Seafarer saatlerinden ilham alıyor ve klasik denizcilik komplikasyonlarından birini modern Carrera tasarımına taşıyor.
Modelin en dikkat çekici özelliği dokuz yönündeki alt kadranda yer alan gelgit göstergesi. Saatin yan tarafındaki “TIDE” butonuna basıldığında bir sonraki yüksek veya alçak gelgit zamanını gösterebilen bu komplikasyon, saat dünyasında oldukça niş bir fonksiyon olarak kabul ediliyor.
Bej tonlu kadranı, altın indeksleri ve turkuaz detaylarıyla model vintage estetiği modern teknik detaylarla bir araya getiriyor. Gosling’in retro çizgili AMIRI takım elbisesiyle birlikte kullanması da bu estetik uyumu güçlendiren bir tercih olmuştu.
VOGGIA Perspektifi
Saat markalarının sinema ile kurduğu ilişki uzun yıllardır pazarlama stratejisinin önemli bir parçası. Ancak bu tür iş birliklerinin gerçekten etkili olabilmesi için doğal görünmesi gerekiyor.
Ryan Gosling ve TAG Heuer ilişkisi bu açıdan dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Oyuncunun saatlere gerçekten ilgi duyduğu hissi, bu birlikteliği yalnızca bir sponsorluk anlaşması olmaktan çıkarıp daha organik bir ilişkiye dönüştürüyor.
Connected Calibre E5’in Project Hail Mary filminde görünmesi de bu stratejinin modern bir uzantısı gibi okunabilir. Uzay görevleri, veri takibi ve teknoloji temalarıyla dolu bir hikâyede dijital bir TAG Heuer modelinin yer alması oldukça doğal bir seçim.
Sinema tarihinde bazı saatler karakterlerle birlikte hatırlanır. Steve McQueen’in Monaco’su veya James Bond’un Submariner’ı bunun en bilinen örnekleri. Ryan Gosling’in bileğinde görülen bu Connected modeli belki aynı ikonik statüye ulaşmayacak. Ancak modern pop kültüründe TAG Heuer’in nasıl konumlandığını göstermesi açısından önemli bir detay olarak kalacaktır.
Film 20 Mart’ta dünya genelinde vizyona girdiğinde, izleyicilerin dikkatini yalnızca hikâyeye değil, bilekteki saate de çevirebilir.















