Kapadokya’da bazı sofralar yalnızca yemek yemez; bulunduğu coğrafyayla konuşur. Seki Restaurant, bu dili en sade ama en güçlü şekilde kurabilen adreslerden biri.
Argos in Cappadocia’nın teraslarından birinde konumlanan Seki, Kapadokya’nın katmanlı tarihine yukarıdan bakan bir mutfak deneyimi sunuyor. Manastır kalıntıları, mahzenler ve vadilerle çevrili bu yapı, mekânın ruhunu yalnızca dekor değil; doğrudan anlatının parçası hâline getiriyor.
Burada zaman yavaşlıyor. Gün batımı uzuyor, masalar acele etmiyor. Seki, “özel bir akşam” fikrini yüksek sesle pazarlamak yerine, onu doğal akışında yaşatmayı tercih eden nadir restoranlardan.
Kapadokya Manzarasında Kurulan Bir Denge
Seki Restaurant’ın en güçlü tarafı, manzarısını bir şova dönüştürmemesi. Güvercinlik Vadisi ve Erciyes silüeti, sofraya eşlik ediyor ama önüne geçmiyor. Teras yerleşimi, masa aralıkları ve ışık kullanımı; romantik olduğu kadar kontrollü bir atmosfer yaratıyor.

Bu nedenle Seki, yıl dönümleri, doğum günleri ya da evlilik teklifleri için sıkça tercih edilse de; mekân asla “özel gün restoranı” hissine sıkışmıyor. Aksine, sakin bir akşam yemeğini de aynı ciddiyetle ele alıyor.
Mutfakta Sürdürülebilirlik ve Yerel Hafıza
Seki’nin mutfağında sürdürülebilirlik bir kavram değil, pratik. Argos in Cappadocia’nın bahçelerinden toplanan organik ürünler, menünün omurgasını oluşturuyor. Yerel üreticiyle kurulan ilişki, tabaklarda hissedilen netlik ve tazelik olarak geri dönüyor.

Anadolu mutfağı burada birebir taklit edilmiyor; Akdeniz dokunuşlarıyla yeniden yorumlanıyor. Öğle servisinde daha hafif ve sebze odaklı tabaklar öne çıkarken, akşam menüsü daha derin, daha katmanlı bir anlatı kuruyor.
Soğuk başlangıçlarda pirpirim, sıcaklarda ördek arancini; ana yemeklerde ise 26 saat pişirilen kuzu omuz, mutfağın en çok konuşulan tabakları arasında. Bu tabaklar gösterişli değil ama hafızada kalıcı.
Şarap, Mahzen ve Sofranın Ritmi
Seki’nin şarap yaklaşımı, yemekle rekabet etmeyen ama onu yükselten bir çizgide ilerliyor. Kapadokya bağlarından çıkan yerel şaraplar, restoranın kendi mahzeninde doğru zamanda sofraya taşınıyor. Deneyimli sommelier’ler, eşleşmeleri teknik terimlerle değil, hissiyat üzerinden anlatmayı tercih ediyor.
Bu yaklaşım, yemeği bir “sunum”dan çok bir “akış” hâline getiriyor. Sofra ilerledikçe tempo artmıyor; derinleşiyor.
Akşamın Sessiz Tiyatrosu
Gün batımından sonra Seki, başka bir karaktere bürünüyor. Terasın silüeti, taş kemerlerin altındaki iç mekânla dengeleniyor. Işık daha sıcak, sohbetler daha alçak sesli. Masa düzeni, uzun oturmaya ve masada kalmaya davet ediyor.

Burası hızlı bir yemek için değil; akşamı gerçekten yaşamak isteyenler için tasarlanmış bir sofra.
VOGGIA Yorumu
Seki Restaurant, Kapadokya’da “iyi olmak için bağırmayan” adreslerden biri. Manzarısını, tarihini ve mutfağını aynı anda kullanıyor ama hiçbirini öne çıkarmaya çalışmıyor. Bu denge, onu yalnızca ödüllü bir restoran değil; hatırlanan bir deneyim hâline getiriyor.
Seki, Kapadokya’ya gelenlerin listesine eklenmek için değil; doğru zamanda, doğru masada keşfedilmek için var. Ve tam da bu yüzden, bölgenin gastronomi hafızasında kalıcı bir yer ediniyor.















